Ana Menü

Kayıt ol

Online Ziyaretçiler

Şu anda 37 konuk çevrimiçi

GTranslate

English French German Italian Portuguese Russian Spanish
İsim - Fiil - Kelime PDF Yazdır e-Posta
Super admin tarafından yazıldı.   
ARAPÇADA KELİME VE CÜMLE ÇEŞİTLERİ

Arapçada Kelime Çeşitleri


• Kelime

• İsim

• Fiil

• Harf


Kelime: Cümleleri meydana getiren ve bir takım anlamları gösteren sözlere

kelime denir. Anlamlı ses veya ses birliği şeklinde de tanımlanabilir.

Arapçada üç çeşit kelime vardır: İsim, fiil, harf. Kelime kendisinden

başkasındaki bir anlamı gösteriyorsa harftir. Bizzat kendindeki bir anlamı

gösteriyorsa bakılır: Zaman anlamı gösteriyorsa fiil aksi halde isimdir. Bu

kısa bilgiden sonra kelimenin üç çeşidi olan isim, fiil ve harfi daha yakından

tanımaya geçebiliriz.


İsim


Zamana bağlı olmaksızın müstakil bir anlamı gösteren kelimedir. Varlıklara

ad olan kelimelerdir şeklinde de ifade edilebilir. حَسَنٌ، كِتابٌ، جَنَّةٌ، سَيّارَةٌ

kelimeleri isimdirler.


İsimler en başta anlamlarıyla diğer kelime çeşitlerinden ayrılırlar. Bunun

yanı sıra pek çoğu şekilsel olan bir takım alametler de isimleri ayırt etmemize

yararlar. İsmin, fiil ve harften ayrıldığı başlıca alametleri/özelikleri şunlardır:


1. İsmin başına ( ال ) takısı gelebilir. Fiil ve harfin başına ise ( ال ) takısı

gelmez. الجامِعَةُ، الفَصْلُ، الكِتابُ kelimelerinde olduğu gibi.


2. İsmin başına (... يا، أيا، آ ) nida harflerinden birisi gelebilir.

يا عليُّ أَحْسِنْ إلى الفَقيرِ) ) “Ey Ali! Fakire iyilik yap.” Örneğinde başında ( يا ) nida

harfi bulunması ( عليُّ ) kelimesinin isim olduğunu göstermektedir. Zira fiil ve

harflerin başına nida harflerinden birisinin gelmesi söz konusu değildir.


3. İsmin başına (... ب، مِن، إلى، عَنْ، على، لِ ) cer harflerinden birisi gelebilir.

Ayrıntısı 8. ünitede anlatılacağı üzere cer harfleri başına geldikleri isimlerin

sonuna etki ederek mecrûr yaparlar. Müfred (tekil) isimlerde, cem-i müennes

sâlimlerde (kurallı dişil çoğullarda) ve cem-i teksirlerde (kuralsız/kırık

çoğullarda) mecrûr olmanın alameti ismin son harekesinin kesra olmasıdır.

ذهبتُ إلى السُّوقِ) ) “Çarşıya gittim” cümlesinde ( السُّوقِ ) kelimesi başındaki ( (ال

takısından ve cer harfinden de rahatlıkla anlaşıldığı üzere isimdir. ( إلى ) cer

harfi ( السُّوقِ ) kelimesinin son harekesinin kesra olmasının da sebebidir.


4. İsmin sonuna tenvin (iki üstün, iki ötre, iki esre) gelebilir. Fiil ve

harfler ise tenvin almazlar.

بُعِثَ مُحَمّدٌ رَسُولاً) ) “Muhammed Peygamber olarak gönderildi.” cümlesinde ( (مُحَمّدٌ

ve ( رَسُولاً ) kelimeleri sonlarına aldıkları tenvinlerden de rahatlıkla anlaşıldığı

üzere isimdirler.


5. İsmin sonuna yuvarlak tâ (tâ el-merbûta) gelebilir.( (شَجَرةٌ، نافِذَةٌ، سَيّارَةٌ

kelimelerinde olduğu gibi.

Bir kelimenin sonuna gelen yuvarlak tâ, o kelimenin fiil ya da harf değil

isim olduğunu gösterdiği gibi, istisnalar bir tarafa konursa aynı zamanda o

ismin müennes (dişil) olduğunun da göstergesidir. Ayrıntılar “Cinsiyet

Bakımından İsimler” ünitesinde ele alınacaktır.


6. İsim isnadı kabul eder. Yani müsned ileyh (kendisine isnad edilen)

olur. Fiil ise müsned yani isnad edilendir, müsned ileyh olamaz. Bunu şu

şekilde açabiliriz: Arapçada bir cümlenin var olabilmesi için bir müsned (bir

başka şeye bağlanılan, onunla ilgili olarak söylenilen yargı, değerlendirme,

hüküm, oluş…) ve bir de müsned ileyh (bir yargı, değerlendirme, hükmün,

oluşun… kendisiyle ilgili olduğu söylenilen varlık) olması gereklidir.

Arapça fiil cümlelerinde fâil (özne), müsned ileyh, fiil ise müsneddir. ( نامَ

عليٌّ ) “Ali uyudu” cümlesinde iki unsur bulunmaktadır. Birincisi “uyuma” işi

(müsned/fiil), diğeri de bu işin kendisine bağlandığı Ali (müsned

ileyh/özne)dir. Bu ikisinin bir araya gelmesinden fiil cümlesi oluşmuştur.

اسْتَيْقَظتْ خَدِيجَةُ) ) “Hatice uyandı.” cümlesinde ise ( اسْتَيْقَظ ) fiili müsnedi, ( (خَدِيجَةُ

ismi ise müsned ileyhi oluşturmaktadır. Müsned ileyh olabilme isme ait bir

özelliktir. Fiilin müsned ileyh olma imkânı olmadığından fâil olabilme

ihtimali de bulunmamaktadır.

Arapça isim cümlelerinde mübteda, müsned ileyh, haber ise müsneddir.

الكتابُ جميلٌ.) ) “Kitap güzeldir” cümlesinde iki unsur vardır. Birincisi ( (جميلٌ

“güzel olma” yargısı/hükmü (müsned/haber), diğeri de kendisi hakkında bu


yargının verildiği varlık ( الكتابُ ) (müsned ileyh/mübteda). Bu ikisinin bir

araya gelmesinden isim cümlesi oluşmuştur. (. النافذةُ كَبِيرَةٌ ) “Pencere büyüktür”

cümlesinde ise ( كَبِيرَةٌ ) müsnedi, ( النافذةُ ) ise müsned ileyhi oluşturmaktadır.

Müsned ileyh olabilme isme ait bir özelliktir. Buna göre fiilin mübteda

olabilme ihtimali bulunmamaktadır.


7. İsimler cümle içersinde merfu‘ (müfred (tekil) isimler, cem-i müennes

sâlimler (kurallı dişil çoğullar) ve cem-i teksirler (kırık çoğullar) için zamme

harekeli), mansûb (tekil isimler ve kırık çoğullar için fetha harekeli) ve

mecrûr (tekil isimler, kurallı dişil çoğullar ve kırık çoğullar için kesra

harekeli) konumlarında bulunabilirler. Bir ismin sonu hiçbir zaman sakin

(cezimli) olmaz. ( مَنْ ) “kim” vb. mebni (yani sonu asla değişmeyen) isimlerin

sonunda yazılışta bulunan cezmin bu konuda bizi şaşırtmaması gerekir. Her

ne kadar zahiren kelimenin sonunda cezm olsa da bu kelime yerine göre

mahallen merfu‘, mecrûr ya da mansûbtur.

Sonu cümledeki yerine göre değişmeyen zamirler, işaret isimleri vb.

mebni isimler de merfu‘, mansûb, mecrûr olurlar. Ancak bu kelimelerin sonu

değişmediği için sonlarında her hangi bir alamet görülmez. Bu tür kelimeler

için mahallen merfu‘, mahallen mansûb, mahallen mecrûr ifadeleri kullanılır.

Aşağıdaki cümlelerdeki isim örneklerini inceleyiniz.

جاءَ عَلِيٌّ) ) “Ali geldi” cümlesinde ( عَلِيٌّ ) kelimesi fâil (özne) konumunda bir

tekil isim olduğu için son harekesi zamme olmuştur. Aynı durum ( (ذَهَبَ المعَُلِّمُ

“Öğretmen gitti” cümlesindeki ( المعَُلِّمُ ) kelimesi için de söz konusudur.

رأيتُ علياًّ) ) “Ali’yi gördüm” cümlesinde ( عَلِيٌّ ) kelimesi mef‘ûl (tümleç)

konumunda bir tekil isim olduğu için son harekesi fetha olmuştur. ( (رَأيْتُ المعَُلِّمَ

“Öğretmeni gördüm” cümlesindeki ( المعَُلِّمَ ) kelimesi için de aynı durum söz

konusudur.

سَلّمْتُ عَلىَ عَلِيٍّ) ) “”cümlesinde ( عَلِيٌّ ) kelimesi cer harfi olan ( عَلىَ )dan sonra

geldiği için son harekesi kesra olmuştur. ( نَظَرَ الطالِبُ إلى المعلّمِ ) “Öğrenci

öğretmene baktı” cümlesindeki ( المعلّمِ ) kelimesi de yine cer harfi dolayısıyla

kesra ile harekelenmiştir.

Mecrûr olma sadece isme ait bir özelliktir. Muzâri fiiller de yerine göre

merfu‘ ve mansûb olabilir ama asla mecrûr olmazlar.

İsimler yukarıda da temas ettiğimiz gibi başlarına gelen cer harfleri

dolayısıyla mecrûr oldukları gibi iki şekilde daha mecrûr olurlar: 1. Muzafun

ileyh (tamlayan) olduklarında: ( نافذةُ الصّفِّ ) “sınıfın penceresi” örneğinde

الصّفِّ) ) kelimesi muzafun ileyh olduğu için kesra hareke ile mecrûr olmuştur.

2. Mecrûr bir isme sıfat vb. olarak uyduklarında: ( (سلّمْتُ على رجلٍ مَشْهورٍ

“Meşhur bir adama selam verdim” cümlesinde ( رجلٍ ) kelimesi ( على ) cer harfi

dolayısıyla mecrûrdur. ( مَشْهورٍ ) kelimesi ise ( رجلٍ ) kelimesinin sıfatı

olduğundan ona bağlı olarak mecrûr olmaktadır.

İsmin cer olmasının üç sebebi (harfi cer, izafet ve bir başka mecrûr

kelimeye bağlılık) besmelede bir arada bulunmaktadır: ( (باسم الله الرحمن الرحيم

ifadesinde ( اسم ) kelimesi ( ب) cer harfi sebebiyle, ( الله ) kelimesi muzafun ileyh

olduğu için ve ( الرحمن ) ve ( الرحيم ) kelimeleri de ( الله ) kelimesinin sıfatı olup ona

uyduklarından dolayı mecrûrdurlar.

Bir kelimenin isim olması için sayılan bu alametlerden herhangi bir tanesinin

bulunması yeterlidir. Ancak bir isimde bu saydığımız alametlerden birden

fazlası da bulunabilir. ( القَلَمُ عَلَى المِنْضَدَةِ ) “Kalem masanın üzerindedir”

cümlesinde ( القَلَمُ ) kelimesinin isim olduğuna dair iki alamet bulunmaktadır:

Birincisi, başında ( ال ) takısı bulunması ve ikincisi de kelimenin cümle

içerisinde müsnedün ileyh (bu cümlede mübteda) oluşudur. ( (المِنْضَدَةِ

kelimesinin ise üç alameti vardır: Birincisi, başında ( ال ) takısı bulunması,

ikincisi, sonunda yuvarlak tâ olması ve üçüncüsü de başına cer harfi ( (عَلَى

gelmiş olmasıdır.


Aşağıdaki cümlelerde geçen isimleri tespit ediniz. Hangi alamet veya

alametler sayesinde tespit ettiğinizi belirtiniz.


عَادَ الوَلَدُ إِلى المنْزِلِ مَسَاءاً.

صَنَعَ حَسَنٌ طائِرَةً وَرَقِيَّةً.

هَلْ عَمَلُ الإنْسانِ الآلِيِّ أَفْضَلُ مِنْ عَمَلِ الإنْسَانِ الطّبِيعِيِّ.

كانَ حَسَنٌ قَدْ بَلَغَ التاسِعَةَ مِنْ عُمْرِهِ.

تَنْتَقِلُ الممَُرِّضَةُ مِنْ غُرْفَةٍ إلى غُرْفَةٍ.



Fiil

Zamana bağlı olarak müstakil bir anlam ifade eden kelimelerdir. Eylem, iş,

oluş bildirirler.

كَتَبَ) ) “Yazdı”, ( ذَهَبَ ) “gitti”, ( يَأكُلُ ) “yiyor”, ( يَنامُ ) “uyuyor”, ( اكُْتُبْ ) “yaz”,

اِقْرَأْ) ) “Oku” kelimeleri fiil örnekleridir.

Fiillerde isme ait özellikler olan yuvarlak tâ, tenvin, ( ال ) takısı ve cer harfi

alabilme gibi hususlar kesinlikle bulunmaz. Fiil zaman bakımından üç kısma

ayrılır: Mâzî, muzâri ve emir


Mâzî: Türkçemizdeki dili geçmiş zamanın karşılığıdır.

كتبَ حَسَنٌ الدَّرْسَ) ) “Ali dersi yazdı” cümlesindeki ( كَتَبَ ) “yazdı” kelimesi,

جَلَسَ عَلِيٌّ) ) “Ali oturdu” cümlesindeki ( جَلَسَ ) “oturdu” kelimesi ve ( (خَرَجَ صَالِحٌ

“Salih çıktı” cümlesindeki ( خَرَجَ ) “çıktı” kelimesi mâzî fiildir.


Mâzî fiilin hem isimden hem de diğer fiil çeşitlerinden (Muzâri, emir)

ayırt edici özellikleri ise şunlardır:


1. Mâzî fiil çekimi esnasında fiile bitişen tâu’t-te’nîs (müenneslik tâsı)

تْ) ) ve yine çekim esnasında bitişen ve özne görevi gören ( (تَ، تِ، تُ، تمُا، تُمْ، تُنَّ

zamirleri mâzî fiile has özelliklerdir. Zira bunlar isme ve diğer fiil çeşitlerine

bitişmezler. Dolayısıyla sonlarında bu ekler olan kelimelerin mâzî fiil

olduklarına hükmedebiliriz. (... فَتَحَتْ، لَعِبْتُ، جِئْتَ، كَسَرْتمُا، عَلِمْتُمْ، جَلَسْتِ ) kelimeleri

sonlarındaki eklerden de anlaşılacağı üzere mâzî fiildirler.


2. Mâzî fiilin başına ( قَدْ ) edatı gelebilir. Edat mâzî fiile kesinlik anlamı

katar. Örneğin ( قَدْ كَتَبَ ) “Kesinlikle yazdı” anlamındadır. İsmin başında yer

almayan bu edat muzâri fiilin başına da gelebilir. Yalnız bu durumda ifade

ettiği anlam kesinlik değil ihtimaldir.

Mâzî fiillerin sonu mebni olup cümle içersindeki yerine göre veya

başında bulunan edatlara göre değişiklik göstermez.

Muzâri: Türkçemizdeki şimdiki, geniş ve gelecek zamanların karşılığı

olup gelecek zaman anlamına geldiğini gösteren bir alamet yoksa şimdiki ve

geniş zaman karşılığında kullanılır.


Muzâri fiilin hem isimden hem de diğer fiil çeşitlerinden (Mâzî, Emir)

ayırt edici özellikleri ise şunlardır:


1. Muzâri fiilin başında mutlaka muzâraât harfleri dediğimiz ( (أَتين

kelimesindeki harflerden bir tanesi bulunur. (... (يَكْتُبُ، تَجْلِسُ، تَفْتَحانِ، أَخْرُجُ، نَلْعَبُ

kelimeleri muzâri fiildirler.


2. Muzâri fiilin başına sonunu cezm eden ( لمَْ) veya ( لَمّا ) edatları gelebilir. ( لم

يَكْتُبْ ) “Yazmadı” ve ( لَمّا يَكْتُبْ ) “henüz yazmadı” örneklerinde olduğu gibi. Bu

edatlar isimler ile mâzî ve emir fiillerin başına gelmez.

Muzâri başına gelen ve sonunu cezm eden ( لَمّا )’nın, “… dığı zaman”

manasına gelen ve mâzî fiilden önce gelen şart edatı ( لَمّا )’dan farklı olduğunu

unutmayınız. ( لماّ رأيتُ أُسْتاذِي سَلّمْتُ عَلَيهِ ) “Hocamı gördüğüm zaman ona selam

verdim” cümlesinde şart edatı olan ( لَمّا ) bulunmaktadır.


3. Muzâri fiilin başına gelecek anlamı katan ( سَ) ve ( سَوْفَ ) edatları da

gelebilir. ( سَيَخْرُجُ ) “Çıkacak” ve ( سَوْفَ يَجْلِسُ ) “oturacak” örneklerinde olduğu

gibi.


4. Muzâri fiilin başında ( أَنْ، لَنْ، كَيْ، إِذَنْ ) nasb edatlarından biri bulunabilir.

أُريدُ أَنْ أَكْتُبَ رِسَالَةً) ) “Bir mektup yazmak istiyorum.” örneğinde ( أَنْ ) edatı ( (أَكْتُبَ

muzâri fiilinin sonunun nasb olmasının (örneğimizde üstün harekesi

almasının) sebebidir. Örneğimizde ( أُريدُ ) kelimesi de yine muzâri bir fiildir ve

başına sonunun değişmesini gerektiren bir edat gelmediğinden ötre ile

harekelenmiştir.


5. Ayrıntıları “Fiillerde İrab” ünitesinde görüleceği üzere, mâzî ve emir

fiillerin sonları asla değişmezken (mebni iken) muzâri fiil böyle değildir yani

sonu öncesinde bulunan ve muzâri fiili etkileyebilecek edatlara göre

değişiklik gösterir. Buna göre; muzâri fiil merfu‘, mansûb ve meczum olur,

ancak mecrûr olmaz. Zira mecrûr olma sadece isimlerde bulunan bir

özelliktir.

يَفْتَحُ) ) muzâri fiili merfu‘dur. ( لَنْ يَخْرُجَ ) mansûb, ( لَمْ يَعْلَمْ ) ise meczum

konumundadır.



Emir: Bir işin olmasını veya yapılmasını istemek için kullanılan kip

emirdir. ( اكُْتُبْ ) “Yaz!”, ( اِجْلِسْ ) “otur!”, ( اُدْخُلْ ) “gir!” kelimeleri emir

örnekleridir.

Bir fiilin emir olduğunun kriteri talep içermesidir.

Emir fiiller mebnîdir yani sonları asla değişmez.

İsimle fiil arasında tablo halinde şu şekilde bir karşılaştırma yapabiliriz:


İSİM FİİL


ة (Yuvarlak tâ/ tâ el-merbûta) Alır Almaz

Tenvin (İki üstün, iki ötre, iki esre) Alır Almaz

Cer harfi (... ب، مِن، إلى، عَنْ، على، لِ ) Alır Almaz

Nida Harfi (... يا، أيا، آ ) Alır Almaz

Zaman Yok Var

Tek başına anlam ifade eder Evet Evet

قدْ) ) edatı Gelmez Gelebilir (mâzî ve muzâri)

لَمْ) ) ve ( لَمَا ) edatları Gelmez Gelebilir (muzâri)

سَ) ) ve ( سَوْفَ ) edatları Gelmez Gelebilir (muzâri)

أَنْ، لَنْ، كَيْ، إِذَنْ) ) nasb edatları Gelmez Gelebilir (muzâri)


Harf

Arapçadaki kelime çeşitlerinden üçüncüsü harftir. Harfe edat da

denilmektedir. Arapçada isim ve fiil gibi bir diğer kelime çeşidi olan harfi

alfabe harfleri ile karıştırmamak gerekir. Buradaki harf derken tek başına bir

anlamı olmayan başka kelimelerle beraber bir anlam ifade eden edatlar

kastedilmektedir.


Arapçada (... ب، مِن، إلى، عَنْ، على، لِ ) cer harfleri, ( أَنْ، لَنْ، كَيْ، إِذَنْ ) nasb

edatları, (... وَ، ثُمَّ، فَ ) atıf harfleri ( إنَّ ) ve benzerleri (... … (إِنّ، أَنَّ، كَأَنَّ، لَكِنَّ

kelime çeşidi olarak harf kabul edilmektedir.


Harf olan kelimeler mebnidir yani sonları asla değişmez. Harflerin isim

ve fiillerden ayrıldıkları en önemli nokta tek başlarına bir anlamlarının

olmayıp beraber kullanıldıkları kelimelerle birlikte bir anlam ifade

etmeleridir. Harflerin şekilsel alametleri olarak da isim ve fiillere has

alametlerden hiç birisinin kendilerinde bulunmuyor olmasını ifade edebiliriz.

Arapçada harflerden bir kısmı âmildir yani başlarına geldikleri

kelimelerin sonuna etki ederek değiştirirler. Diğer bir kısmının ise önlerine

geldikleri kelimelerin sonuna bir tesirleri yoktur. Örneğin, cer harfleri

başlarına geldikleri isimlerin sonunu cer etmektedirler. ( إنَّ ) ve benzerleri

mübteda ve haberin başına gelmekte ve mübtedanın sonunu nasb ve haberin

sonunu da ref etmektedirler. ( المعلِّمُ في الصّفِّ ) “Öğretmen sınıftadır” cümlesinde

في) ) cer harfi ( الصّفِّ ) kelimesine etki ederek sonunun kesra ile harekelenmesine

yol açmaktadır. ( إنَّ الحَافِلَةَ سَرِيعَةٌ ) “Şüphesiz otobüs hızlıdır” cümlesinde ise ( (إنَّ

harfi ( الحَافِلَةَ ) kelimesinin sonunun mansûb olmasının (fetha hareke almasının)

ve ( سَرِيعَةٌ ) kelimesinin sonunun merfu‘ olmasının (ötre hareke almasının)

sebebidir. Buna mukabil (؟ هل رأيتَ الأستاذَ ) “Hocayı gördün mü?” cümlesinin

başındaki ( هل ) istifham (soru) harfinin herhangi bir kelimenin sonuna etkisi

yoktur.


Aşağıdaki cümlelerde geçen kelimelerin çeşidini (isim-fiil-harf) ve hangi

özelliğinden dolayı tespit ettiğinizi belirtiniz.

الجَوُّ صَحْوٌ في الصيف.

كَتَبْتُ الواجبَ المنْزِلِيَّ مساءاً.

الرِّعايَةُ الصِّحِّيَّةُ للمرضَى ضَروريّةٌ.

يَتَحَدّثُ الأصْدِقاءُ عَنِ التَّمْرِ.

أردْتُ النُّزْهَةَ لَكِنَّ الحَرَّ شَدِيدٌ.


 

 
Copyright ©arapcaokulu.com